21 Jul 2015

İşte Dizilerim - 2


Kaldığımız yerden devam;
  • Gotham 
  • Hannibal 
  • Homeland
  • Manhattan 
  • True Detective

Gotham
Gotham, tabiri caizse bir "Pre-Batman" dizisi. Yani Batman'dan önce Gotham şehrinde neler oluyordu, Batman ve diğer karakterlerin geçmişleri, çocuklukları, yükselişleri nasıldı bunları bize anlatıyor. 

Doğal olarak karakterler realitenin sınırında çizilmiş. Yani bir adım daha atsalar çizgi romanlaşacaklar. Ama bu sınır iyi korunmuş. Yani çizgi roman kültüründen hoşlanmayanlar bile diziyi bu yüzden sevebilir. İyi ve kötü hemen hemen tür karakterler çok iyi düşünülmüş, yazılmış ve evet, iyi canlandırılmış". Abartıya kaçmadan, gerçeklikten uzaklaşmadan "Penguen" karakterini nasıl canlandırabilirsiniz? Zor soru değil mi? başarması daha da zor. Ama kadro başarmış işte. 

Carmine Falcone: "You can’t have organized crime without law and order."

James Gordon: "You saw him in the dark?"

Selina Kyle (the future catwoman herself): "I can see in the dark."



Hannibal
Ünlü doktorumuz! Hannibal Lecter tekrar aramızda. Bu kez doktorun hayatı kitaplarından biraz daha bağımsız devam ediyor. Daha fazla detay, daha insancıl!! yönlerini görebiliyoruz. Dizi temelde üç karakter üzerinden devam ediyor. Dr. Hannibal, FBI yetkilisi Jack Crawford, eski dedektif Will Graham.

Hannibal'ın soğukkanlı, zeki, manipülatif, seçkin kişiliği ve yaşamı ilginizi çektiyse dizi sayesinde bu detaylara doyacaksınız. Suçluları!! yakalama konusunda Jack ve Will'e verdiği destek elbette olağanüstü ve izlemesi de çok zevkli. Normalde son derece tehlikeli addedilecek suçluların Hannibal'ın karşısında nasıl ilkokul çocuğu gibi kaldıklarını görmek dizinin en zevkli yanı.

Chiyo: "Did you eat her?"
Hannibal: "Yes, but I did not kill her."


Homeland
Homeland bize CIA'nin kapılarını aralıyor. Kahramanımız bayan bir istihbaratçı. İnanılmaz bir odaklanma yeteneği olan (böyleleri her işte başarılı olmaz mı zaten?) ısrarcı, azimli, kafasını koyduğunu yapan, takıntılı, psikolojik sorunları olan (iyi gidiyorduk!), doğal olarak asosyal bir kişi.

Yani aslında son derece kırılgan bir insan -ki zaten bu yönleriyle izleyiciyle bağ kurmayı başarıyor. Karşımızda karton bir karakter yok. Claire Danes "Carrie" karakterine resmen can vermiş. Bize çok benzeyen, kolayca kendimizden bir şeyler bulabileceğimiz bir karakter. (Tamam. Odaklanma yeteneği, ısrarcı ve azimli olmasıyla pek "bize" benzemiyor.) Erkek dünyası diyebileceğimiz istihbarat dünyasında bir bayan oluşu da diziye ayrı bir gerçeklik ve dram katıyor. Eğer istihbarat/casusluk konularından hoşlanıyorsanız türünün en iyilerinden birisi.

Carrie: [to Brody] "You broke my heart, you know. Was that easy for you? Was that fun? Because of you, I questioned my own sanity, I had myself admitted to a mental institution. I lost my job, too. I lost my place in the world. I lost everything."

Carrie Mathison: [following suspect] "Guy hasn't broken the speed limit once." 
Danny Galvez: "Does that make him more, or less suspicious?" 
Carrie Mathison: "It makes him boring as shit." 

20 Jul 2015

Online Reklamcılıkta Öne Çıkan 3 Yatırım Trendi


SE Digital'de güzel bir araştırma yapmışlar. 2015'in ilk yarısında, online reklamcılıkta öne çıkan 3 anahtar yatırım trendi. (Yazının orijinali)

Yüzüklerin efendisindeki Sauron'un hiç kapanmayan gözü gibi, yatırımcılarda dijital dünyadaki gelişmelere gözlerini hiç ayırmadan bakıyorlar. En çok öne çıkan üç yatırım alanı ise şunlar olmuş;

1. Mobil
Önümüzdeki yıl smart phone odaklı reklam harcamaları 100 milyar USD'ı bulacak. Tüm dijital reklam harcamalarının da yarısını bulacak. Bu da mobil reklam teknolojileri firmalarının değerini ve önemini daha iyi ortaya koyuyor.

2. İçerik Pazarlama
Standart banner gösteriminden öte video ya da benzeri tarzda içerikli reklamlar tüketici için gittikçe daha anlamlı ve değerli olmaya başladı. Bu da content marketing firmalarının değerini gittikçe artırıyor.

3. Lokalizasyon
Hedef kitleyi daha iyi belirleyip daha nokta atışla onlara ulaşabilmek artık önemini ispatlamış durumda. Hemen her ülke'de reklamlar artık müşteriye bu şekilde ulaşabiliyor. Dolayısıyla lokalizasyon teknolojileri ve bunlara kafa yoran firmaların değeri de gittikçe artıyor.


14 Jul 2015

Amerika'da Satılamayacak 14 Japon Markası

Refinery29'un güzel bir makalesini gördüm; Amerika'da Satılamayacak 14 Japon Markası (yazının orijinali burada). Neden satılamayacak? Çünkü isimlerinden dolayı.

İsim konusu marka yönetiminde hep sıkıntılı olmuştur. Hele uluslararası pazarda satılacak bir markanız varsa o zaman konu daha da hassaslaşıyor. Kullanılacak ismin farklı dillerde ne anlama gelebildiğini iyi araştırmanız gerek. Gerçi bu örnekte Japonlar buna gerek duymamış. Belki de bu ürünlerin pazarı olarak sadece Japonya (belki de bir de Asya ülkelerini) gördüler. İşte örnekler;