Joker's Chronicles

Dijital pazarlama, marka iletişimi, reklamcılık, dijital medya iletişimi konularına yakından bakış.

Thursday, 6 February 2014

2014 SEO Önerileri

Crispin Sheridan 2014'de SEO hakkında en çok neler konuşacağımıza dair güzel bir yazı yazdı. Detayları aşağıda bulabilirsiniz. Yazının orijinaline de buradan ulaşabilirsiniz.

Sheridan SEO konusunda bu yıl öne çıkacakları 6 maddede toplamış. Bunlar;

1. Temel İlkelere devam
Keywords önemini koruyor. Doğru ve alternatifli keywords'lerin hem ön hem de arka plana eklenmesine devam edin. Bu noktada alternatif keywords'ler üzerine kafa yormanız gerekecek. Sektörde kullanılan yeni kelimeler var mı? Rakipleriniz neleri kullanıyor? Bunları yakından takip edip sık sık optimizasyon yapmayı sürdürün. Google Adwords'ün keywords tool'u da işinize yarayacaktır. Ya da kampanya hazırlama sekmesindeki keywords tabı. Size girdiğiniz örnek bir keyword'ün alternatiflerini sunması açısından bu da işe yarar.


SEO

2. İçerik Yönetim Stratejisi Geliştirin
Content marketing önemini gittikçe artıran bir yenilik. Sheridan'ın content marketing'in ne olduğunu açıklayan güzel bir lafı var. Diyor ki; "İçerik pazarlama, hedef kitlenizle onlara birşey satmaya çalışmadan konuşabilme sanatıdır". Daha önce başka bir yazımızda değindiğimiz Pareto ilkesine benzer bir yaklaşım gerekiyor (merak edenler; Sosyal Medya Yönetiminde Pareto İlkesi ve 80/20 Kuralı). 

Yani müşterinin işine yarayacak, onlara faydası dokunacak içerikler hazırlayıp sunmalısınız. Burada asla görünür ya da satır arası bir satış mesajı olmadan hareket etmeniz çok önemli. Bu içerikler sizin sektörünüz, ürün/hizmetlerinizle ilgili birçok önemli text'i barındırdığı ve ayrıca ziyaretçilerin işine yarayacak içerikler olduğundan dolayı ilgi de gördüklerinden size geri dönüşü sayfa trafiği ve page rank'de artış şeklinde olacaktır.

3. Mobile'ı Unutmayın
Mobilden web kullanımı gittikçe artıyor. Bunun verilerini her yerde görebilirsiniz. O zaman web'inizi bu doğrultuda güncelleyin çünkü web'den aramalar da gittikçe artıyor. Sitenin arka plan mimarisinde mobil için yapılması gerekenlerle ilgili bir çok kaynak mevcut. İşte Google'ınki.

4. Linkler Üzerinde Çalışmaya Devam
Önemini yitirmeyen bir başka konuda linkler. Bozuk, çalışmayan, hatalı vb. linkleri sürekli kontrol edip durmalısınız! Link düzeniyle ilgili yine Google'ın güzel bir destek sayfası var. Mutlaka okuyun!

5. Yapılandırılmış Dataları İhmal Etmeyin 
Google, dataların yapılandırılmış olmasına bayılıyor. Çünkü sayfadaki birçok elementin ne olduğunu hızlı ve kolayca anlayabilmesi açısından bu önemli. Dolayısıyla sayfadaki farklı elementlerin (metin, video, etkinlik, iletişim vb.) etiketlenmesi faydanıza olacaktır. Aslında Google Web Master sayfanızdaki bu elementleri işaretlemenize olanak sağlıyor. Böylece daha sonra arama motoru bot'ları gelip neyin ne olduğunu daha kolay bulabiliyor.

6. Sosyal Medya'yı Es Geçmeyin
Sosyal medyayı web sitenizle entegre kullanırsanız faydasını göreceksiniz. Çünkü en kısa yoldan en ciddi trafik yaratacağınız kaynak sosyal medya. O yüzden nitelik içerik üretip bunu her platformun yapısına göre en uygun ve çekici şekilde paylaşamaya devam edin. 

Monday, 27 January 2014

Facebook Reklamlarını Denemek İçin 100$ Yeterli mi?

Güzel bir soru? Click Z editörlerinden Elizabeth Marsten bu konuda kafasında soru işareti olanları aydınlatıcı güzel bir makale yazmış. Ben de kendi tecrübelerimden biraz ekledim. Orijinalini buradan okuyabilirsiniz. 

Aslında Facebook'da reklam verip vermeme fikri bugünlerde çoğu kişinin kafasını kurcalıyor. Peki verecekseniz bile kriterlerinizi nasıl belirlemelisiniz? Bu işe ayıracağınız test amaçlı bir 100$ size çok iyi bir projeksiyon çizebilir. Ama beklentilerinizi ve kampanya ayarlarınızı başta iyi ayarlamak şartıyla. 100$'la Facebook reklamından sonuç elde etmenin ipuçları;


Facebook_reklamları

1. Amacınızı netleştirin. Çünkü buna göre ödeme türünüzü (CPC ya da CPM) seçeceksiniz. Bu reklamla Facebook sayfanıza mı yönlendireceksiniz yoksa dışarıdan bir sayfaya mı? Eğer Facebook sayfanıza yönlendirecekseniz yani mesajınızı orada verecekseniz (hem de Facebook sayfamın Like/takipçi, erişim ve etkileşim sayılarını artırmak istiyorum diyorsanız) Facebook CPM'i öneriyor ve diyor ki; "Bu sayede reklamını daha geniş ve doğru bir kitleye ulaştırırım". 

Eğer dışarıdan bir sayfaya yönlendirecekseniz Facebook'un önerisi CPC'yi seçmeniz. Bu şekilde belki CPM'e göre daha az sayıda gösterim alacaksınız ancak daha doğru bir ktileye gösterilecek ve kısıtlı bütçenizi daha doğru yönetmiş olacaksınız.

2. Yayın süresini 1 haftadan uzun tutmayın.

3. Mutlaka hedefleme yapın. Facebook'un bir avantajı (yani Google'a göre avantajı) yaş, cinsiyet, ilişki durumu, eğitim seviyesi gibi bazı önemli alanlarda daha başarılı hedefleme yapabiliyor olması. Aslında Faceook'ta yaklaşık 27 bin farklı permütasyon yapabilirsiniz. Bütçeniz azsa bu daha da önemli bir avantaj. Hedef kitleyi kırabildiğiniz kadar kırın ve netleştirin. Bu sayede ulaşabileceğiniz ortalama impression sayısını da göreceksiniz.

4. İlgi alanı hedeflemelerinden sadece birini seçin; hepsini değil hatta ikisini bile değil. Unutmayın! Cebimizde sadece 100$ var.

5. Önerilen en düşük tıklama bütçesini seçin.

6. İşe başlarken neyin "başarı" sayılacağını önceden netleştirin.

Bir haftalık sürecin sonunda, harcadığınız paranın karşılığında ne aldığınıza bakın! Burada alınan sonucun başarılı ya da başarısız oluşu, başta hedefinizi doğru belirlemenizle alakalı olacaktır. Unutmayın, bu 100 $'lık bir denemeydi. Eğer bunun ışığında sonucu başarılı olarak değerlendirebiliyorsanız daha büyük bir bütçeyi Facebook reklamı için kullandığınızda o da başarılı olacaktır.

Monday, 20 January 2014

Sosyal Medya Yönetiminde Pareto İlkesi ve 80/20 Kuralı

19.yy'da yaşamış İtalyan ekonomist Pareto, ülkedeki toprakların %80'inin halkın %20'lik bir kesimine ait olduğunu tespit eder. Bunun üzerine yapılan çalışmalarda Pareto'nun ilkesinin sadece İtalya'daki toprak dağılımıyla sınırla kalmadığı anlaşılır. Yani günlük yaşamımızda hemen her alanda azınlığın çoğunluğa etkisi olduğu görülür. 

Örneğin Excel kullanıyorsanız kullanım sürenizin %80'inde programın en fazla %20 özelliğini kullanıyorsunuzdur. Telefonunuzun kullanma süresinin %80'inde özelliklerin en çok %20'sini kullanırız. Ya da zamanımızın %80'inde giydiğimiz kıyafetler gardrobumuzdakilerin %20'sidir. Burada illa 80 ve 20 olarak düşünmeyin, oran 90'a 10'da olabilir. Önemli olan azınlığın çoğunluk sürecinde kullanımıdır. Bu ilkeden yola çıkarak sosyal medya yönetimi üzerine de bir araştırma yapılmış.

Sosyal medyada neredeyse tüm marka/kurumlar benzer bir mantıkla sayfalarını yönetiyorlar. O da potansiyel müşteriye ulaşmak ya da ellerindeki müşterinin sadakatinin devamını sağlamak. Yani bu platformları birer pazarlama aracı olarak kullanıyorlar. Tabi bundan daha doğal bir şey yok. Ancak burada sorun bu pazarlama aracının yanlış kullanıyor oluşu. 

Takip ettiğiniz sayfaları şöyle bir düşünün! Neredeyse hepsi mal ya da hizmetleriyle ilgili yenilikleri, kampanyalarını, ürün/hizmetlerinin avantajlarını, rakiplerinden ayrışan yönlerini, üstünlüklerini, kullandığınızda yaşayacağınız heyecan verici deneyimleri paylaşıyorlar. Oyun, yarışma gibi aktivitelerde bile arka planda mal ya da hizmetin reklamı yapılıyor.

Oysa herkes ayın şeyi yaptığı için aslında tüketicinin gözünde ayrışabilen pek yok. Tüketicinin bilinç altında "evet, bu markam" diye yer eden olmuyor. Satın alma kararı verileceği zaman bun etkileyen şeyler reklamlardan ziyade, tüketicinin sizinle ilgili "algısı" oluyor. 

İşte bu noktada Pareto ilkesiyle hareket etmek bir fark yaratabilir. Yani SM sayfanızda paylaştığınız içeriğin %80'inde tüketiciye bir şey satmaya çalışmak, reklam duyurusu yapıp, ürün/hizmetinizin ne kadar iyi, farklı, sıra dışı, rakipsiz olduğunu anlatmaya çalışmak yerine işine yarayacak, ona bir fayda sağlayacak içerik paylaşmak tüketicinin algısında sizi bir anda daha iyi bir yere taşıyor. Reklamınızı tüm içeriğin sadece %20'sini kapsayacak şekilde vermek tüm bu pazarlama bombardımanı altında sizi bir anda farklılaştırıyor. 

Kısacası SM sayfanızı takipçilerin işine yarayacak bilgilendirmeler için kullanarak ve içeriğin daha az bir kısmında reklam mesajı vererek tüketici algısında çok daha sağlam bir yer edinebilirsiniz.

Friday, 10 January 2014

Social Media Marketing: 2014 Projeksiyonu

Sosyal medya alanında gelişmeler hız kesmeden devam ediyor. Geçtiğimiz yıl özellikle firmalar pazarlama süreçlerinde sosyal medyayla ilgili çok önemli tecrübeler edindiler. Peki 2014'de SM'de nelere dikkat etmeliyiz? SM'yi nasıl kullanmalıyız? Yönümüzü ne tarafa dönmeliyiz? ClizkZ'de dijital pazarlama profesyoneli Krista Neher'in güzel bir yazısı yayınlandı. 

Krista bu yazısında 2014'de Sosyal Medya kullanımıyla ilgili çok güzel bir projeksiyon sunmuş. Neler ön planda olacak, neleri biraz geri plana almak lazım üzerine güzel bir yazı. Orijinaline buradan ulaşabilirsiniz. Özetlemek gerekirse;

Search & Social
Sosyal medya search ranking'i etkiliyor; bu Google'ın da kabul ettiği bir gerçek. O yüzden Sosyal Medya Uzmanlarının eğer bilmiyorlarsa SEO'yu öğrenmeleri, SEO uzmanlarının ise optimizasyon süreçlerine SM'yi entegre etmeleri çok önemli.

Facebook'a Para Ayırın
Facebook'da organik aramalardan marka sayfalarına erişim zorlaşıyor; bu Facebook'un resmi açıklaması. Yani marka sayfalarınız için para harcamalısınız! Mantık şu; "If Facebook works for your business, you’ll need a budget". Yani Facebook'un sizin işiniz/sayfanız için çalışmasını istiyorsanız siz de biraz elinizi cebinize atın!

Strategic Content Marketing
İçerik pazarlamacılığı aslında biraz cılkı çıkmaya başlamış bir konu. Çünkü temelde her şey içeriktir ve herkes platformlarına içerik yüklüyor. Aslında content marketing konusu satış odaklı bir konu değil. Daha çok müşteri sadakatini, bilgilendirmesini sağlamak amacıyla yapılan bir çalışma. İşte biraz da bu nedenle yani işin cılkı çıktığı için firmaların yükledikleri içeriklere daha stratejik yaklaşmaları çok önemli. 

Visual Social Networks
Görsel bazlı sosyal ağlar, özellikle mobil teknoloji ve smartphone gelişimiyle birlikte artış gösterdi. Instagram ve Pinterest burada başı çekenlerden. Bu yapılar fotoğraf ve kısa videonun yüklenmesi, paylaşımı, yorumlanmasına dayalı bir eko sistem. Eğer şimdiye dek buraları göz ardı ettiyseniz artık odaklanmanın ve bir pazarlama aracı olarak kullanmaya başlamanın tam zamanı. 

Google+'da Ne Durumdasınız?
Google plus'ı hala etkili bir SM platformu olarak görmeyebilirsiniz. Ama Google görüyor (ya da görmek istiyor) ve o yüzden burayı desteklemeye devam ediyor. Tabi diğer Google ürünleriyle entegre çalışabilmesi gibi Google ailesinin bir parçası olmanın büyük avantajları var. Sayfanın organik aramalarda listelenmesi, YouTube videolarının etkili biçimde paylaşılabilmesi, Adwords'te +1 linki bunlardan sadece bazıları.